Sınırda karbon düzenlemesi Türkiye için fırsat

Türkiye Hazır Beton Birliği’nin (THBB), TG Expo iş birliğiyle 12-15 Kasım tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen BETON 2025 Hazır Beton Fuarı ve Zirvesi 7’nin son gününde sınırda karbon uygulaması masaya yatırıldı. THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamındaki karbon düzenlemelerinin önemli bir fırsat olduğunu belirtti.

Türkiye Hazır Beton Birliği’nin (THBB), TG Expo iş birliğiyle 12-15 Kasım tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen BETON 2025 Hazır Beton Fuarı ve Zirvesi, gerçekleştirilen yoğun katılımlı oturumların ardından tamamlandı. Deprem sonrası yeniden yapılanma ihtiyacı, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Türkiye’nin 2025 itibarıyla devreye aldığı ulusal emisyon ticaret sistemi gibi başlıkların gölgesinde düzenlenen Zirve, hazır beton sektörünün önümüzdeki dönemde nasıl bir yol izleyeceğine dair önemli mesajlar verdi. Bu yıl “Sürdürülebilir, İnovatif Üretim, Düşük Karbon ve Dijital Dönüşüm” temasıyla yapılan zirveye İstanbul Valiliği, Ticaret Bakanlığı, Yapı Denetim ve Deprem Mühendisleri Derneği, Türkiye İMSAD, Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO) ve Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (CSC) temsilcileri, akademisyenler, bankacılar ve çok sayıda yerli–yabancı sektör profesyoneli katıldı.

YENİ VİZYON İÇİN DÖNÜM NOKTASI

Zirve açılışında konuşan THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamındaki karbon düzenlemelerinin, ilk bakışta sektör üzerinde baskı yaratan teknik bir konu gibi algılansa da Türkiye açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Işık, “Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında yürürlüğe giren karbon düzenlemeleri Türkiye için aynı zamanda bir fırsat olmuştur. BETON 2025 Zirvesi, sektörün yeni vizyonunu belirleyen bir dönüm noktasıdır” diyerek zirvenin sonuçlarının yalnızca teknik değil, stratejik bir çerçeve sunduğunu ifade etti.
Işık’ın konuşmasında, THBB’nin KGS denetim sistemiyle 37 yıldır sürdürdüğü kalite ve güvenlik odaklı yaklaşımın, yeşil dönüşüm sürecinde de temel dayanak olacağı vurgulandı.

beton-1

DÜŞÜK KARBON AVANTAJ OLACAK

Zirvenin en çok ilgi gören oturumlarından birinde ekonomist Prof. Dr. Özgür Demirtaş, çevre, enerji ve ekonomi başlıklarını bir arada ele alarak hazır beton sektörünün yeşil dönüşümde oynayabileceği rolü anlattı. Demirtaş, konuşmasının başında çevre ve yeşil ekonomi tartışmalarının “siyasi bir tartışma” değil, bilimsel veriler üzerinden yürütülmesi gerektiğini vurguladı ve “Çevre ve Yeşil Ekonomi konuları, bilim ışığında değerlendirilmelidir” sözleriyle salonun odağını iklim ve veri temelli ekonomi eksenine çekti. Türkiye’nin inşaat ve hazır beton sektörünün, düşük karbon teknolojilerine geçişte avantajlı olabileceğini belirten Demirtaş, “Türkiye’nin inşaat ve hazır beton sektörü, diğer ülkelere göre çok daha hızlı bir şekilde düşük karbonlu üretim teknolojilerine geçebilir” dedi.

SERTİFİKASYON SİSTEMİ

Zirvenin teknik oturumlarında betonun sürdürülebilirlik boyutu, Concrete Sustainability Council (CSC) – Beton Sürdürülebilirlik Konseyi adına sunum yapan Sürdürülebilirlik Koordinatörü Cynthia Imesch tarafından detaylı şekilde ele alındı. Cynthia Imesch, CSC’nin bugün dünyada betona özel tek küresel sürdürülebilirlik sertifikasyon sistemi olduğunu anlatarak, sistemin beton, çimento ve agrega tedarik zincirini çevresel, sosyal, ekonomik ve yönetişim (ESG) kriterleri üzerinden değerlendirdiğini ve firmalara ortak bir referans çerçevesi sunduğunu belirtti.
Sunumda, CSC sertifikasyonunun dört seviyeli performans yapısı, geri dönüşüm odaklı R-Module ve karbon emisyonu performansını değerlendiren CO₂-Module ile güçlendirildiği vurgulandı. Cynthia Imesch, bugün dört kıtada yirmi beş ülkede bin beş yüzden fazla aktif CSC sertifikası ve yedi yüzü aşkın üretici bulunduğunu, bu sayının her yıl arttığını aktararak, beton üreticilerinin uluslararası ölçekte tanınan bir sürdürülebilirlik standardına sahip olmasının, özellikle ihracat pazarlarında ciddi fark yarattığını ifade etti.

Panelin moderasyonunda yapılan özetlemede, Cynthia Imesch’in “tek yetkili global sistem” vurgusunun ve çevresel, sosyal, ekonomik ölçümleme sayesinde üreticileri aynı hizaya getiren bir çerçeve sunulduğu mesajının altı bir kez daha çizildi; Türkiye’deki üreticilerin bu sertifikasyonu edinmesinin hem iç pazarda hem ihracatta giderek daha belirleyici hâle geleceği not edildi.

beton-2

AVRUPA İLE UYUMU GÜÇLENDİRİN

Zirvede Avrupa perspektifini, Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO) adına sunum yapan Jean-Marc Potier aktardı. Potier, 1967 yılında Münih’te kurulan ERMCO’nun, hazır beton üreticilerinin ulusal derneklerinin bir araya geldiği bir üst birlik olduğunu, bugün Doğu ve Batı Avrupa’dan yirmi tam üye ve bunun yanında farklı kıtalardan beş ilişkili üye ile geniş bir ağa sahip bulunduğunu belirtti. ERMCO’nun örgütlenme yapısını ve yarım asrı aşan deneyimini özetleyen Potier, Avrupa’daki hazır beton üreticilerinin son yıllarda özellikle düşük karbon üretim, dijital izlenebilirlik ve döngüsel ekonomi başlıklarına odaklandığını anlattı. Sunumda, Türkiye’nin üretim hacmi, dinamik iç pazarı ve coğrafi konumuyla, Avrupa beton tedarik zincirinde kritik bir aktör olduğuna dikkat çekildi. Potier, Türkiye’deki üreticilerin hem teknik standartlar hem de sürdürülebilirlik sertifikasyonları açısından Avrupa ile uyumunu güçlendirmesinin, önümüzdeki dönemde yeşil kamu yatırımları ve uluslararası projeler için önemli bir avantaj sağlayacağını vurguladı.

16 MİLYAR EURO KREDİ

Zirvede finansman boyutunu, Uluslararası Kalkınma Bankası EBRD adına konuşan Kalkınma Finansmanı Uzmanı Nedim Mazilyah değerlendirdi. Konuşmasına bankanın yapısını anlatarak başlayan Nedim Mazilyah, Londra merkezli, yetmişten fazla ülkenin hissedar olduğu bir kalkınma bankası olarak kırktan fazla ülkede aktif olduklarını ve yıllık yaklaşık 16 milyar euroluk kalkınma odaklı finansman sağladıklarını ifade etti. Türkiye’nin ise hem ekip büyüklüğü hem de yıllık yaklaşık 2,6 milyar euroluk yatırım hacmiyle bankanın en önemli operasyon ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Nedim Mazilyah, geleneksel kredi ürünlerinin yanı sıra doğrudan ortaklık, mezanin finansman ve uzun vadeli program bazlı finansman modelleriyle çalıştıklarını, bu nedenle yeşil dönüşüm projelerinde sadece borç veren bir finansör değil, uzun vadeli bir “yol arkadaşı” olarak konumlandıklarını belirtti.

beton-3

DÜŞÜK KARBON TEKNOLOJİLERİ

Zirvenin teknik oturumları boyunca düşük karbon beton teknolojileri, yeşil çimento uygulamaları, geri dönüştürülmüş agrega kullanımı ve döngüsel ekonomi yaklaşımı detaylı biçimde tartışıldı. EBİS ve RFID gibi sistemler üzerinden üretimden şantiyeye uzanan süreçte betonun izlenebilirliğini sağlayan dijital çözümler, katılımcıların en fazla soru yönelttiği konular arasında yer aldı. Panel özetlerinde, yalnızca üretimdeki dönüşümün değil, talep tarafındaki dönüşümün de zorunlu olduğu vurgulandı. Kamu projeleri ve büyük ölçekli özel yatırımlarda, düşük karbonlu ve sertifikalı ürünlere yönelik tercihlerin artmasının hem üretici davranışlarını hem finansman modellerini dönüştüreceği değerlendirildi. Zirvede 2030 perspektifi tartışılırken, artık binalar için yalnızca “dayanım” kavramının değil, “dayanıklılık ve karbon ayak izinin” de öne çıkacağı, yapıların kimlik kartlarıyla toplam emisyon verilerinin takip edileceği bir döneme doğru gidildiği vurgulandı.

ÜÇ GÜNÜN ÖZETİ

BETON 2025 Hazır Beton Zirvesi, üç gün boyunca süren oturumlar, paneller ve sunumlarla, Türkiye hazır beton sektörünün önümüzdeki dönemde karşı karşıya olduğu riskler kadar fırsatları da ortaya koydu. Özgür Demirtaş’ın yeşil dönüşümü ekonomik bir zorunluluk olarak çerçeveleyen mesajları, Yavuz Işık’ın “sorun betonda değil plansız kentleşmede” vurgusu, CSC temsilcisi Cynthia Imesch’in beton için küresel sürdürülebilirlik standardını anlatan sunumu, ERMCO’dan Jean Marc Potier’in Avrupa’nın 50 yıllık deneyimini Türkiye ile paylaşması ve İBRD adına konuşan Nedim Mazilyah’ın yeşil finansman kapılarının nasıl aralandığını detaylandırması, Zirve’nin farklı boyutlarını birbirine bağlayan temel sütunlar oldu. Sonuç olarak BETON 2025 Zirvesi, hazır beton ve çimento sektörünün yalnızca bugünkü üretim rakamlarıyla değil, düşük karbonlu üretim, dijital izlenebilirlik, geri dönüşüm ve finansman mimarisiyle birlikte ele alındığı; sektörün yeşil ve kapsayıcı bir dönüşüme hazırlandığını gösteren kapsamlı bir buluşma olarak kayda geçti.

HABER MERKEZİ

İlgili Haberler

Rönesans, ‘Gökçedağ RES’i satın aldı

Rönesans, yenilenebilir enerji alanındaki büyüme stratejisi doğrultusunda önemli bir yatırımı daha portföyüne kattı. Zorlu Enerji tarafından işletilen Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali (RES), Rönesans Yenilenebilir Enerji tarafından satın alındı. Rönesans, yenilenebilir…

Okumaya Devam Et
YEKA GES sözleşmeleri imzalandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen YEKA GES-2025 yarışmaları kapsamında, 8 ayrı alanda toplam 650 megavat kapasite tahsis edilen projeler için sözleşmeler imzalandı. Yarışmalar sonucunda yaklaşık 102 milyon Euro’luk…

Okumaya Devam Et

Kaçırmayın

Türkiye’nin Navigasyonu Yola Çıkıyor

  • Mayıs 21, 2026 - 16:21
  • 2600 Görüntülenme
Türkiye’nin Navigasyonu Yola Çıkıyor

Otomotiv sektörü Nisan ayında zirvede

  • Mayıs 20, 2026 - 14:15
  • 2894 Görüntülenme
Otomotiv sektörü Nisan ayında zirvede

Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection Kapadokya’da Açılıyor

  • Mayıs 20, 2026 - 14:15
  • 2992 Görüntülenme
Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection Kapadokya’da Açılıyor

Yeni nesil özel yağ çözümleriyle 10 milyar dolarlık ihracat vizyonu

  • Mayıs 20, 2026 - 14:15
  • 3196 Görüntülenme
Yeni nesil özel yağ çözümleriyle 10 milyar dolarlık ihracat vizyonu

Türk Eximbank ve UKEF, üçüncü ülkelerdeki iş birliğinin kapsamını savunma sektörünü de içerecek şekilde genişletiyor

  • Mayıs 20, 2026 - 14:15
  • 2931 Görüntülenme
Türk Eximbank ve UKEF, üçüncü ülkelerdeki iş birliğinin kapsamını savunma sektörünü de içerecek şekilde genişletiyor