
Osmanlı döneminde elektriğin serüveni her zaman merak konusu olmuştur. Peki, İstanbul’a elektrik ne zaman geldi ve ilk elektrikli tramvay hangi tarihte çalıştı? Gaz lambalarından modern şebekeye geçişin simgesi Silahtarağa Elektrik Santrali’nin kuruluş hikayesi ve o yıllarda yaşananlar watthaber.com arşivinde.
İstanbul geceleri, 1900’lerin başında bugünkü gibi ışıl ışıl değildi. Güneş battıktan sonra şehir, sokak başlarındaki cılız gaz lambalarının titrek ışığına teslim olurdu. Ancak Haliç’in kıyısında yükselen dev bacalar, bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılacağının habercisiydi. 11 Şubat 1914 günü şalterler kalktığında, İstanbul bir daha asla eskisi gibi karanlık olmayacaktı.
Silahtarağa Elektrik Santrali Ne Zaman Kuruldu?
Osmanlı topraklarında elektrik enerjisi ilk kez 1902’de Tarsus’ta küçük bir santralle üretilmiş olsa da, Payitaht’ın elektriğe kavuşması çok daha büyük bir proje gerektiriyordu. Dönemin hükûmeti, şehre elektrik dağıtımı imtiyazını Avusturya-Macaristan sermayeli Ganz şirketine verdi.
Yer seçimi tesadüf değildi. Haliç’in Silahtarağa mevkii (Eyüpsultan), Zonguldak’tan gemilerle gelen kömürün kolayca boşaltılabileceği en stratejik noktaydı. 1914 yılında tam kapasiteyle faaliyete geçen santralin ilk görevi; Osmanlı Sarayı’nı, Beyoğlu’nun lüks semtlerini ve şehrin ulaşım ağını aydınlatmaktı.

“Atlı Tramvaylara Veda”: İlk Elektrikli Tramvay Seferleri
Elektriğin gelmesiyle İstanbul halkının hayatındaki en somut değişiklik ulaşımda yaşandı. Yıllardır İstanbul yokuşlarında nefes nefese kalan atların çektiği tramvaylar, yerini tepesindeki telden güç alan modern araçlara bıraktı.
20 Şubat 1914’te Karaköy-Ortaköy hattında ilk elektrikli tramvay sefere çıktığında, halk şaşkınlık ve biraz da korkuyla bu metal yığınını izledi. At yoktu, buhar yoktu ama araç gidiyordu! Halk arasında “Kırmızı Şeytan” lakapları takılsa da, İstanbullular bu konfora çabuk alıştı.

Halkın Tepkisi: “Ateşsiz Işık Olur mu?”
Osmanlı’da ilk elektrik kullanımı, beraberinde bazı korkuları da getirdi. O dönemde halkın bir kısmı için elektrik, anlaşılması zor ve tekinsiz bir güçtü. Kablolardan akan görünmez bir akımın yangın çıkaracağı endişesi yaygındı. Gaz lambasının fitilini kısmaya alışkın eller, duvardaki bir düğmeye basarak odayı aydınlatma fikrine başlangıçta mesafeli durdu.
Ancak Silahtarağa Santrali, 1983 yılına kadar tam 69 yıl boyunca İstanbul’un enerji ihtiyacını karşılayarak bu korkuların yersiz olduğunu kanıtladı.
Silahtarağa’dan Santralİstanbul’a
Cumhuriyet döneminde de kapasitesi artırılarak şehrin sanayileşmesine omuz veren santral, teknolojinin gelişmesiyle yerini daha modern tesislere bıraktı. Bugün ise o dev bacalar artık duman tütmüyor; Santralİstanbul adıyla bir enerji müzesi ve kültür merkezi olarak hizmet veriyor.
Bugün evimizdeki prize her taktığımız fişte, o gün Haliç kıyısında yakılan ilk kömürün ve İstanbul’un karanlığı yendiği o ilk gecenin mirası var.
Kaynaklar:
Görseller: Wikimedia Commons
Tarihçe: İETT Genel Müdürlüğü Arşivi










